
YENİ EKONOMİ YENİ REKABET VE KAYSERİ
Küreselleşme ülkelerin ekonomik sınırlarını kaldırmakta veya etkisini azaltmaktadır.
Böyle bir ortamda ayakta kalabilmenin tek yolu vardır o da küresel oyuncu olmaktır.
Küresel oyuncular arasında ise rekabet gücü yarışı bulunmaktadır.
Rekabet yarışı ekonomik imkan ve fırsatları artırmaktadır. Rekabet, piyasada yüksek kalitede ve düşük fiyatta mal ve hizmeti artırmakta, tüketicilere seçme özgürlüğü sağlamakta, tüketiciyi korumakta, yeniliği ve yaratıcılığı teşvik etmektedir.
Rekabet gücü yarışı firma, sektör ve ulus boyutunda gerçekleşmektedir.
Firma düzeyinde rekabet gücü, yüksek kalitede ve düşük maliyette üretim yapma yeteneğidir.
Sektör düzeyinde rekabet gücü, verimlilik sağlama, icat ve yenilikleri gerçekleştirme yeteneğidir.
Ulusal rekabet gücü de milli geliri düzenli bir biçimde artırma yeteneğidir.
Rekabet gücünün düzeyini firma içi ve dışı etkenler belirlemektedir.
Firma içi etkenlerin en önemlileri kalite, maliyet ve fiyattır, Maliyet etkenlerini işgücü maliyeti, sermaye maliyeti, ithalat maliyeti, vergi maliyeti, sosyal güvenlik maliyeti olarak sıralayabiliriz. Ayrıca, verimlilik, organizasyon ve yönetim yapısı, kaynakların etkin kullanımı, yenilikçilik ve yaratıcılık da rekabet gücünü belirleyen firma içi etkenlerdir.
Rekabet gücünün artırılması için firmalar temel performans göstergelerini iyileştirmelidirler. Performans göstergeleri belirlenen stratejiler, aktif politikalar ve kararlı uygulamalarla iyileştirilebilir. Firmalar değişimi yönetebilmelidirler. Değişim yönetimi, firmada yapı, sistem, süreç ve uygulama politikalarında hızlı ve radikal yeniden tasarım ve değişiklikler yapılarak performansın yükseltilmesini amaçlayan bir yönetim tekniğidir.
Yeni yönetim anlayışının beş temel boyutu vardır. Kalite, strateji, insan ve bilgi.
Toplam kalite yönetimi vazgeçilmez gerçektir.
Giderek artan rekabet ve bunun getirdiği fırsatlar, tehlikeler ve riskleri önceden görebilmek ve doğru seçimleri yapabilmek için stratejik yönetim anlayışının firmalarda uygulanması önem taşımaktadır.
Sinerji, bütünün parçalarının toplamından daha fazla olması anlamında kullanılmakta ve firmadaki tüm kaynakların ortak bir amaca yöneltilmesini ifade etmektedir.
İnsan ve bilginin yönetimi ise günümüzün en önemli konusudur.
Rekabet gücünü muhafaza etmek ve artırmak dinamik olmayı, sürekli yenilik ve icatta bulunmayı ve istikrarlı çalışmayı gerektirmektedir. Daha yüksek ar-ge yatırımlarına, daha fazla patente ve yeni ürünlere sahip olan, daha yenilikçi olan firmalar piyasalarda daha gazla rekabet gücüne sahip olmaktadırlar
Teknolojik ittifaklarla (ar-ge ittifakları, ortak girişim anlaşmaları, lisanslar vb) güçlenen firmalar da rekabette başarı elde etmektedirler,
Rekabet gücünü etkileyen firma dışı etkenlerin en büyüğü ise devletin ekonomideki yeri ve ekonomiye müdahalesidir. Uluslar arası ticaret sistemi(ekonominin dışa açıklık düzeyi) tüketicinin bilinç düzeyi, işgücü piyasalarındaki esneklik, makro-ekonomik ortam (fiyat istikrarı, döviz kuru vb) ülkenin doğal kaynakları, hukuk sistemi, mali piyasaların gelişmişlik düzeyi de nemli dış etkenlerdir.
Rekabet gücünün geliştirilmesinde arz yönlü iktisat politikaları çok büyük önem taşımaktadır. Bu politikalar vergi oranlarının indirilmesi, işgücü piyasalarında esneklik, mikro finansman olarak sıralayabiliriz. Özellikle, düz ve düşük oranlı bir vergi sistemi sadece üretimi artırmayacak, vergi gelirlerinide artıracaktır.
Devletin ülkede ortaya çıkacak piyasa başarısızlıklarını ortadan kaldıracak tedbirleri alması gerekmektedir. İç ve dış kaynaklar böylelikle yatırıma aktarılabilecektir.
Ulusal rekabet gücünün artırılabilmesi için deyim yerindeyse, devlet yenden inşa edilmelidir. Hantallaşamayacak kadar küçük ama etkin devlet mutlaka inşa edilmelidir.
Zenginliğin kaynağı üretimdir. Üretim ise yatırımla gerçekleştirilmektedir. Üretim ve yatırım, istihdam sağlamaktadır.
Türkiye üretim, yatırım ve istihdam çarkını bugüne kadar sürekli olarak çevirememiştir. Türkiye ekonomisinin bu temel sorumu-tüm kesimlerin katıldığı rekabet gücü politikalarının uygulamaya konulmasıyla aşılabilir.
Tek tek firmaların, en endüstri (sektörleri) temsil eden işadamları derneklerinin, odaların ve nihayet devletin geleceğe yönelik rekabet stratejisi oluşturulması yönünde kararı birlikte ve hızlı adımlar atması gerekmektedir.
Kayseri’ye gelince...
Yapılan araştırmaya göre (MPM, Kayseri Verimliliği Artırma Projesi) Kayseri’deki firmaların piyasalarda rekabet edemedikleri veya zorlandıkları konuların başında;
¨ Enerji maliyetleri,
¨ Finansman maliyetleri,
¨ Döviz maliyetleri,
¨ Mevzuat,
¨ Ar-Ge harcamaları,
gelmektedir.
İşletmeler, rekabet güçlerinin artırılması için başta devlet olmak üzere kendilerinin de bazı çabalara girmeleri gerektiğini söylemektedirler.
Devletten beklenenler, rekabetçi yapının oluşturulması, ucuz enerji, mevzuatının basitleştirilmesi ve iş hayatına uyumu, önemli girdilerin basitleştirilmesi ve önemli girdilerin maliyetlerinin aşağı çekilmesidir.
Firmalar ise dünya piyasalarına göre strateji belirleyeceklerini, kaliteyi artıracaklarını ve müşteri odaklı olacaklarını belirtmişlerdir.
Bu ve benzer çalışmalar, yol haritalarının daha iyi olmasını sağlayacaktır.
Çünkü, yol açmanın ödülü, mevcut yolları izlemekten daha büyüktür. Bu mümkün değilse, en azından Alman, Asya-Pasifik, Hollanda ve İrlanda mucizelerini çok iyi tahlil ederek yararları devşirmeliyiz.
İdris DEMİREL
KAYSİAD Yönetim Kurulu Eski Başkanı
|